RSS Feed

EMRAH ALTINOK’A SORDUK

Röportaj: Barış KAYKUSUZ

http://www.facebook.com/bariskaykusuzphotography

Emrah Altınok, 1980 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor.


Kendinizi biraz tanıtır mısınız ?
Kafası sürekli dolu, ne çok mutlu, ne çok mutsuz birisiyim ben. Müzik ve şiirle uğraşıyorum fotoğraf dışında. O kadar.

Klişe olmuş sorudan başlayalım. Size göre kısaca fotoğraf nedir?

Fotoğraf güzelleştirerek kaydetmektir.

Kaç yıldır aktif olarak fotoğrafın içinde yer alıyorsunuz?

12 yıldır.
Daha çok fotoğrafın hangi dalıyla ilgileniyorsunuz?

Portre.
Gününüzün ne kadarını fotoğrafa ayırıyorsunuz?

Gününe göre değişiyor. Özel bir çekimim yoksa günün 1-2 saatini ayırıyorum diyebilirim. Ama bu süre çekimlerim olduğunda 7-8 saati de bulabiliyor.
Çektiğiniz bir fotoğrafın ”iyi” olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Çektiklerim, onları o ışıkta, o kadrajla, öyle bir kurguda çekme kararını bilinçli verdiğimden dolayı, zaten baştan bana göre “iyi”ler. Sonra onların içinden “daha iyi” olanları seçiyorum. Buraya kadar her şey sıkıcı. Fotoğrafları sergilediğim zamansa işin güzel yanı başlıyor. İnsanlar civa damlacıklarının pıtır pıtır yerlerini bulmaları gibi “iyi” fotoğrafın üstünde duruveriyorlar. O fotoğrafın üstüne artık kavga da çıksa, fotoğraf sükse de yapsa farketmiyor; o fotoğraf benim için artık “iyi” bir fotoğraftır diyebiliyorum.

Bir de unutmadan, eşime soruyorum 🙂
Fotoğrafın içine para konusu girince, sanat yönünden bir azalma oluyor mu?

Bu yaygın bir tartışma. Bence duruma ve kişiye göre değişiyor. Bunun için gardını alabiliyorsan bir azalma olmaz denebilir. Para elden ele, kucaktan kucağa gezer. Kirlidir o yüzden. Girdiği yeri de kirletebilir. Ama önlem alırsanız kirlenmeden yırtabilirsiniz.
Fotoğraf ne kadar doğruları gösterir yansıtır?

Fotoğraf insanın kaydetme sancısıyla keşfettiği bir şey. Benzer dönemlerde sesi görüntüyü kaydetmeyi öğreniyoruz. Bunlar hayatımızı değiştiriyor önemli araçlar olarak. Ama elbette hem sesin, hem görüntünün durağan ve hareketli olarak kaydedilmesi zamanla sadece gündelik hayatın bir aracı olmaktan çıkıyor. Birer sanat alanı haline geliyorlar. Hal böyle olunca akımlar ortaya çıkıyor. Makinenin doğasının, çekim şartlarının manüple edilmesiyle gerçekten uzaklaşmanın yolları aranıyor. Ama bu olayın sadece görsel boyutu. Yani gözlerimizle gördüğümüz anın gördüğümüze benzer fotoğraflaşıp fotoğraflaşamama durumundan ibaret değil gerçeklik tartışması. Gerçeklik tartışması bundan çok daha geniş bir tartışma. Sanatın birçok alanında gerçekçilik (realism) ciddi etkiler yaratmıştır. Ama bu gerçekçilik her alanda farklı yansımalar türetip farklı tartışmalar da ortaya çıkarmıştır. Gerçekçiliğin siyasi, sosyolojik ve hatta iktisadi boyutları vardır.  Fotoğrafta gerçekçi akım da (photorealism) kelime anlamıyla anladığımızın çok dışında bir gerçekçilik anlayışı ortaya koymuştur. Bir gözü mor bir kadının bir odada oturmuş kadraja bakan fotoğrafını gördüğünüz zaman aslında gerçeği ne kadar yansıtmış oluyorsunuz? Bu soruya açık yüreklilikle cevap vermeyi deneyin. Ya da sümükleri akmış bir sokak çocuğunun fotoğrafını düşünün…  Gerçek sündürülebilir, daraltılabilir ve parçalanabilir. O gerçeği orada öylece o kadarıyla yansıtmak ve konvansiyonel hale getirmek bile gerçeğin kendisine bir müdahale olacaktır; ve belki o gerçek artık başka bir gerçek haline gelecektir.
Fotoğrafa resim diyenler olunca tepkiniz ne oluyor?

Gülüp geçiyorum.
Digital fotoğrafçılığın, fotoğraf üzerindeki etkisi hakkında
düşünceleriniz nelerdir?

Bu konuda çok dertli değilim öncelikle onu söyleyeyim. Konuya çok romantik bakmıyorum. Zeitgeist takıntısıyla dijital olanı yüceleştirmekten yana da değilim. Hatta aksine dijital olanla hep bir derdim oldu. O ayrı. Özellikle bu konuda asıl düşüncem şu: Diijital fotoğrafçılık ayrı bir alan, bir kulvar. Kendisine has bir doğası var. Her geçen gün yenileniyor, değişiyor, gelişiyor. Bu gelişimi takip etmek de pek zor. Benim onunla bir derdim yok; ben şuna biraz dertlenir durumdayım: Bu arada analog fotoğrafçılık ölmese keşke. Tamamen yok olmayacağından eminim ama TV çıkınca radyoda olduğu gibi bir enerjiyi devam ettirmeye çabalamak gerekiyor. Şimdi bugün artık DİA üretilmeyecek deniyor, zamanla da “roll-filmler” gitse fotoğraf baya kayıp verdi demektir. Bunlara karşı çaba harcamak lazım. Mesela lomography biraz pazar kaygısıyla ve gençlere yönelik de olsa, analog alan için bir şeyler yapmış oluyor aslında. Yeni filmler üretiyor, eski makineleri yeniden üretiyor vs. Dijital fotoğrafçılık analog fotoğrafçılığı öldürmesin yeter. Bunun için de biraz bizlere görev düşüyor sanırım.
Son on yıl içerisinde insanların fotoğrafa bakış açısı ne derece değişti?

Bence inanılmaz bir ilgi artışı var bir kere. Görsellik iletişim teknolojilerinin gelişimiyle önem kazandı ve fotoğraf da bundan payını aldı. Fotoğrafın profesyonel bir alan olmaktan çıkıp “personal computer” gibi “personal camera” üretimiyle bireyler arasında yaygınlaşması elbette yeni bir şey değil. Ama bugün çok daha geniş kitleler fotoğrafa ilgi duyuyor. Sürekli yenilenen, gittikçe kompleks özelliklere sahip hale gelip, gittikçe de küçülen kompakt makinelerin hergün bir yenisi piyasaya sürülüyor. Bunlar elden ele yayılıyor. Her liselinin çantasında birer tane var neredeyse. Kapitalizmin nişlerinden birisi yani fotoğraf alanı. Ama bu yaygınlaşmanın işin doğasına verdiği zararlar var. Birinci etki şu oldu bana göre: Evet herkesin bir kişisel fotoğraf makinesi olabilir ama bu herkesin fotoğrafçı olduğu anlamına gelmez. Bu kaçıyor arada. İnternette ilgili sitelerde biraz dolaşın göreceksiniz ki herkes fotoğrafçı. Bunu biraz çağa bağlayarak anlattım ama inanın neredeyse her alanda aynı hastalık var denebilir. Herkes şair, herkes müzisyen, herkes…… Ne zararı var bunun da denebilir ama internet var, büyük çöplük. Her şey orada yaygınlaştırılıp orada yokediliyor. Anlamlar, bağlamlar yön değiştiriyor; o alanın kendisi de zamanla anlamsızlaşıyor, bağlamından kopuyor. Kötüsü bu küresel anlamsızlaşmanın kendisinden çirkin bir estetik (!) de doğuyor ve fotoğraf, estetik sanki böyleymiş gibi yansıtılıyor; böyleymiş gibi de algılanıyor. Lafı pek uzattım belki ama bu süreci fotoğraf üzerinden okumanın en ilginç örneği HDR kullanımının yaygınlaşması ve gittikçe ucubeleşen HDR sonuçlarının yarattığı anlamsız sükse! Aklım almıyor…
Eser üretenler genelde bu cümleyi kamuoyu ile paylaşmasalar da sizin
“çektiklerim içinde en çok beğendiğim budur” dediğiniz bir fotoğraf var mı
varsa o fotoğrafı bize anlatır mısınız?

Elbette kişisel olarak çok sevdiğim karelerim var ama geçen gün portfolyomda gezerken şöyle bir cümle kurdum, sizinle paylaşayım; bence bu soruya kısa ve öz bir yanıt olacak: “Hala bir tane “fotoğraf” çekememişim”
Fotoğraf konusunda zamanında sizin elinizden tutan hocam dediğiniz ve
sizinde şimdi yetiştirdiğiniz, yardım ettiğiniz insanlar var mı?

İkisi de tam anlamıyla yok. Ne gerçekten hocam dediğim birisinden destek gördüm ne de şu anda böyle bir pozisyonum var. Hocalar fotoğraflarını ilgiyle izlediğim profesyoneller… Onları takip etmek, neyi nasıl çektiklerini anlamaya çalışmak da bir eğitim. Onun dışında elbette yer yer fotoğrafa yeni başlamış insanlara tavsiyelerim oluyor. Ama bir konuyu biraz bilen herkes kadar… Daha fazlasına soyunacak kadar “üstat” değilim..
Fotoğraf dünyasının nankör bir dünya olduğunu söyleyenler var sizin bu
konuda ki görüşleriniz neler?
Henüz bunlara kafa yoracak kadar olumsuzluklar yaşamadım, bilmiyorum.

Reklamlar

About Barış KAYKUSUZ

Barış Kaykusuz gazeteci (foto muhabiri - muhabir). Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde tamamladı. Eğitimi sırasında Gazi Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübü Topluluğu başkanlığı yaptı. Bu süreçte birçok fotoğraf, kısa film ve belgesel projeleri gerçekleştirdi. Sırasıyla; Hürriyet Gazetesi'nde stajyer kent muhabirliği, Anadolu Ajansı’nda stajyer foto muhabirliği, Akşam Gazetesi’nde foto muhabirliği, Habertürk Gazetesi'nde kent muhabirliği, Gazete 5 haber sitesinde editörlük yaptı. Şuan Büyükşehir Basın Bürosu'nda foto muhabiri olarak görev yapmaktadır. http://about.me/bariskaykusuz/ http://twitter.com/bariskaykusuz/ https://bariskaykusuz.wordpress.com/ http://www.facebook.com/photojournalismtr http://www.facebook.com/bariskaykusuzphotography

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: