RSS Feed

A. RÜŞTÜ HATİPOĞLU’NA SORDUK

A. Rüştü Hatipoğlu 1951 yılında doğdu, Ankara’da yaşıyor.

Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Ne diyebilirim ki? Sanırım sadece fotoğraf mazimden kısaca söz etsem daha doğru olur. Diğer konulara girersek biraz uzar. İlk makinem 1971 yılında kendime hediye olarak aldığım Kodak Instamatic. Sadece bir kutu ve filmi kaset olarak satılıyor. Üniversite yıllarımda kaybettiğimde çocuğumu kaybetmiş gibi üzüldüm… Uzun süreler olanaksızlıklardan dolayı makinemin yerine yenisini koyamadım. Sonunda hala canavar gibi sonuçlar veren Praktika LTL’imi aldım. Sonra Canon A1 ve şimdi de elimden genelde düşmeyen bir Fuji Finepix S9500’üm var. Beni tatmin ediyor mu? Eh!..

Canon A1 uzun yıllar yattı. Gezgin olduktan sonra fotoğraf yeniden gündeme geldi. Fakat Canon’un ve diğer objektiflerin ağırlığı beni daha hafif ve pratik bir makineye, S9500’e yöneltti.

Klişe olmuş sorudan başlayalım. Size göre kısaca fotoğraf nedir?

Ama bu gerçekten çok zor bir soru. Kimi sanat der, kimi şipşakçılık… Hele sayısal ortamda şipşakçılık iyice sanata ağır basmaya başladı. Neyse, ben fotoğrafa sanat olarak yaklaşıyorum. Göze, gönüle ve ruha hitap eden her kare bence bir sanat eseri… Ama bir şartla üzerinde oynanılmaması koşuluyla… Renk, ışık ayarı tamam, zira bunları karanlık odada da yapıyorsunuz ama onların dışındaki müdahaleler fotoğraf sanatını başka boyutlara taşıyor. Kötü mü oluyor? Hayır, asla… Ama benim fotoğraf anlayışıma uymuyor.

Kaç yıldır aktif olarak fotoğrafın içinde yer alıyorsunuz?

Uzun aralarla birlikte neredeyse bu uğraşının içinde 40 yıldır varım.

Daha çok fotoğrafın hangi dalıyla ilgileniyorsunuz?

Klasik yaklaşımla baktığımızda; doğa, makro doğa, portre, nü ve kuş fotoğrafçılığı daha fazla ilgi alanımda. Ancak şu anda daha ziyade elimdeki olanaklardan dolayı yalnızca doğa, makro doğa ve portre ile ilgileniyorum.

Gününüzün ne kadarını fotoğrafa ayırıyorsunuz?

Profesyonel olmadığımdan günüm yerine ayımın diye soruyu değiştirirsek, en az bir haftam fotoğrafla iç içe geçiyor.

Çektiğiniz bir fotoğrafın ”iyi” olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Yine çok zor bir soru be arkadaşım… Neye göre, kime göre? Tabii burada öznel davranmak zorundayız. Işığı, kompozisyonu ve hele de gölgeleri iyi yakalayabilmişsem o fotoğraf beni çok mutlu ediyor.  Bir de insanı doğal halinde, tüm güzelliği ile yakalamak bana inanılmaz keyif veriyor.

Fotoğrafın içine para konusu girince, sanat yönünden bir azalma oluyor mu?

Sanmıyorum… Tabii ki tüketici ekonominin insanları inanılmaz bir baskı altında tuttuğu içinde yaşadığımız dünyada sırf para için konuya yaklaşımlar söz konusu ama gerçek fotoğraf sanatı her zaman daha fazla kazanç getiriyor. Para konusunun girmesi ile ilgili bir örnek vereyim size. Maddi durumumu biraz geliştirip daha fazla ekipman alabilmek için fotoğraflarımı internet ortamında satabileceğim söylendiğinde çok sevinmiştim. Hemen büyük bir hevesle bir portfolyo hazırlayıp gönderdim. Ne yanıt geldi dersiniz? Fotoğraflarınız çok güzel ama ticari reklam ortamında kullanılamaz. Şunu şunu düşünerek fotoğraflar çekerseniz fotoğraflarınızı satma şansımız olabilir. Ben de vazgeçtim.

Fotoğraf ne kadar doğruları gösterir yansıtır?

Bu soruyu anlamadım. Üzerinde hiç oynanmamış fotoğraflar mı yoksa tüm safiyane duygularla çekilmiş fotoğraflar mı? Eğer ikincisi ise çok fazla doğruları gösterir ama görmek isteyene.

Fotoğrafa resim diyenler olunca tepkiniz ne oluyor?

Hiiiçççç!..

Digital fotoğrafçılığın, fotoğraf üzerindeki etkisi üzerindeki düşünceleriniz neler?

İlk dönemler şiddetle tepki gösterdim. İşe bakar mısınız? Telefonla bile fotoğraf çekiliyor… Olur mu canım!.. Aaa… Sonra hiç emek sarf etmeden çek babam çek… Beğenmezsen silersin. Bu fotoğrafçılığı katleden bir icat!.. Uzak durulmalı.

Sonra baktım ki, her teknolojik gelişmede yaşananlar yaşanıyor. Gerektiği gibi kullanıldığında teknoloji olağanüstü yardımcı oluyor insanoğluna. Başkaları ne yaparsa yapsın, siz eğer gelişmeleri o gelişmelerin hedeflediği bir şekilde olumlu kullanıyorsanız gelişmeler hiçbir şeyin düşmanı değil… Sayısal fotoğraf ta öyle…

Son on yıl içerisinde insanların fotoğrafa bakış açısı ne derece değişti?

Bence çok değişti. Baksanıza açılan sergi sayılarına… Sonra, çıkın sokağa, yarım saat dolaşın ya fotoğraf çeken bir insan ya da en azından fotoğraf makinesi taşıyan bir insan görürsünüz.

Sergilerde fotoğraflar satılmasa da insanların tepkisi mükemmel…

Eser üretenler genelde bu cümleyi kamuoyu ile paylaşmasalar da sizin “çektiklerim içinde en çok beğendiğim budur” dediğiniz bir fotoğraf var mı varsa o fotoğrafı bize anlatır mısınız?

Çektiklerim içinde en çok beğendiğim diye bir şey olamaz… Tabii bu benim görüşüm… Çektiğiniz her fotoğraf iyi de kötü de olsa sizin çocuklarınızdır… Çocuklarınız arasında ayırım yapabilir misiniz?

Ama derseniz ki, çektikleriniz arasında sizi en çok mutlu edenlerden biri hangisi, o zaman size şu örneği verebilirim: Öğrencilik yıllarımda İngiltere’deyim. Sabahları sütçü kapımıza iki şişe süt bırakıyor. İngiltere’de sütlerin tepesinde biriken kaymakla yapılan kahvenin tadına doyum olmaz. Ama gelin görün ki her sabah kalktığımızda şişelerin tepesi delinmiş ve kaymaklar yok olmuş bir durumla karşı karşıyayız. Bu bir oldu, iki, üç beş, on derken artık sabrım tükendi. Benim bu kahve zevkime taş koyan kimse suçüstü yakalamaya karar verdim.

Bütün düzeneği kurarak sabahlamaya karar verdim. Praktika LTL ve Pentacon 4/200 objektifimle yerleşerek beklemeye başladım. Gece bir türlü geçmek bilmiyor ama ben inat ettim bir kere. Nihayet gün doğmaya başladı. Hah, işte sütçü de o elektrikli sessiz aracı ile kapımızın önünde. Sütleri bırakıp ayrıldı… Ben heyecanla bekliyorum. Sonunda suçluyu yakalayacağım. Kamerayı sütlere odaklamış gözüm vizörde bekliyorum. Sonunda tatlı yaramaz geldi. Önce bir şişeyi deldi ve biraz tadına baktı. Sonra diğerine… Bu böyle birkaç kez gidiş gelişlerle sürdü gitti ve benim kaymaklar sizlere ömür…

İşte ben bunları görüntüledim ve bu görüntüleri bir sergimde insanların beğenisine sundum…

Fotoğraf konusunda zamanında sizin elinizden tutan hocam dediğiniz ve sizin de şimdi yetiştirdiğiniz, yardım ettiğiniz insanlar var mı ?

Açıkçası benim hocalarım tüm fotoğrafçılar aslında… Onları izleyerek, onları örnek alarak hep kendimi geliştirmeye çalıştım. Şu anda FSK’dan bir sürü dostumun eserlerini izleyerek ufkumu geliştirmeye çalışıyorum. Olağanüstü yetenekli genç kardeşlerimiz var piyasada. Hep yararlanmaya çalışıyorum onların ince detay çalışmalarından.

Profesyonel olmadığınızda size yardım ve destek açısından başvuran pek olmaz… Ama sağolsun bazen genç kardeşlerim bana danışırlar.  Ama açıkçası ben de kendimi gençlere ders verecek nitelikte görmüyorum, zira ben tamamı ile doğaçlama hareket eden bir insanım. Onlara ne öğretebilirim? Doğaçlama davranın canlarım ve duygularınızı izleyin, onlar sizi güzel yerlere götürecektir… İşte bu…

Fotoğraf dünyasının nankör bir dünya olduğunu söyleyenler var sizin bu konuda ki görüşleriniz neler.

Anlamsız bir sav…

Son olarak çerçevesini sizin belirlediğiniz bir “fotoğraf” yorumu alabilir miyiz?

Öncelikle fotoğrafla yeni tanıştıysanız kendinizi zorlamayın ve rahatlıkla kullanabileceğiniz bir makine alın. Yüksek nitelikleri olan bir makine size iyi fotoğraf çekme olanağı yaratmaz. Sizin bakışınız ve duygularınızdır size iyi fotoğrafı yakalama olanağı sağlayan. Konu ne olursa olsun, önce biraz üstünde düşünülmeli. Işık çok önemli, sakın güçlü ışıkta iddialı bir fotoğraf çekmeye kalkmayın. Sizi her çoşkulandıran görüntü iyi fotoğraf verecek değildir. İyi tartın…

 

 

Reklamlar

About Barış KAYKUSUZ

Barış Kaykusuz gazeteci (foto muhabiri - muhabir). Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde tamamladı. Eğitimi sırasında Gazi Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübü Topluluğu başkanlığı yaptı. Bu süreçte birçok fotoğraf, kısa film ve belgesel projeleri gerçekleştirdi. Sırasıyla; Hürriyet Gazetesi'nde stajyer kent muhabirliği, Anadolu Ajansı’nda stajyer foto muhabirliği, Akşam Gazetesi’nde foto muhabirliği, Habertürk Gazetesi'nde kent muhabirliği, Gazete 5 haber sitesinde editörlük yaptı. Şuan Büyükşehir Basın Bürosu'nda foto muhabiri olarak görev yapmaktadır. http://about.me/bariskaykusuz/ http://twitter.com/bariskaykusuz/ https://bariskaykusuz.wordpress.com/ http://www.facebook.com/photojournalismtr http://www.facebook.com/bariskaykusuzphotography

One response »

  1. Haluk Söylemez

    Geçkin Gezgin Rüştü Hatipoğlu’nun güzel fotoğraflarını yayınladığı adresten görme şansına sahip oluyoruz. Çekmiş olduğu fotoğraflarla beraber, gitmiş olduğu yurtiçi ve yurtdışı yörelerine, adeta bizi de götürmüşcesine bir canlılık, bir coşkulu güzellikler içerisine sokuyor. Başarılı çalışmalarının devamını dileriz. Saygılarımla.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: